09:00 - 18:00

Bize sorularınızı sorabilirsiniz

0(262) 323 21 67

Telefon numarasından ulaşabilirsiniz

Search
 

Fasılalı Çalışmalarda Kıdem Tazminatı’nın Hesabı

Zengin Hukuk Bürosu > İş Hukuku  > Fasılalı Çalışmalarda Kıdem Tazminatı’nın Hesabı

Fasılalı Çalışmalarda Kıdem Tazminatı’nın Hesabı

FASILALI ÇALIŞMALARDA KIDEM TAZMİNATI HESABI

1475 sayılı Kanun’nun bulunan 14/2. maddesinde “İşçilerin kıdemleri, hizmet akdinin devam etmiş veya fasılalarla yeniden akdedilmiş olmasına bakılmaksızın aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde çalıştıkları süreler gözönüne alınarak hesaplanır.” denerek işçinin aynı işveren nezdinde aralıklı olarak yaptığı çalışmalarının kıdem tazminatı hesaplamasına esas alınacak süre yönünden birleştirileceği öngörülmüştür. Söz konusu maddenin uygulanmasına dair esaslar ise Yargıtay İçtihatları ile ortaya konmuştur. Buna göre aralıklı çalışmaların birleştirilmesi için;

– Çalışmaların aynı işveren nezdinde yapılmış olması,
– Her bir fesih şeklinin kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde gerçekleşmesi,
– Önceki çalışma sonrasında ara verilen dönemin on yılı aşmaması

gerekmektedir.

1475 sayılı Yasanın 14/2 maddesi, işçinin aynı işverene bağlı olarak bir ya da değişik işyerlerinde çalıştığı sürelerin kıdem hesabı yönünden birleştirileceğini hükme bağlamıştır. O halde kıdem tazminatına hak kazanmaya dair bir yıllık sürenin hesabında, işçinin daha önceki fasılalı çalışmaları dikkate alınır. Bununla birlikte, her bir fesih şeklinin kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde gerçekleşmesi, hizmet birleştirmesi için şarttır. İşçinin önceki çalışmaları sebebiyle kıdem tazminatı ödenmişse, aynı dönem için iki defa kıdem tazminatı ödenemeyeceğinden, tasfiye edilen dönemin kıdem tazminatı hesabında dikkate alınması mümkün olmaz. Ancak aynı işverene ait bir ya da değişik işyerlerinde çalışılan süre için kıdem tazminatı ödenmemişse, bu süre aynı işverende geçen sonraki hizmet süresine eklenerek son ücret üzerinden kıdem tazminatı hesaplanmalıdır. Zamanaşımı definin ileri sürülmesi halinde, önceki çalışma sonrasında ara verilen dönem on yılı aşmışsa önceki hizmet bakımından kıdem tazminatı hesaplanması mümkün olmaz. (Yargıtay 22. Hukuk Dairesi Esas Numarası: 2017/25001 Karar Numarası: 2019/20485 Karar Tarihi: 07.11.2019)

Bir yıldan kısa süreli çalışmaların bulunması halinde bu çalışmalar da kıdem hesaplamasında birleştirilmektedir.

Dosyadaki bilgi ve belgelerden, davacının davalı işveren nezdinde iki dönem halinde çalıştığı, ilk dönem çalışmasının kıdem tazminatını hak edecek şekilde askerlik nedeniyle sona erdiği, davacının askerlik dönüşü aynı işyerinde çalışmaya devam ettiği, birinci dönemin tasfiyesinin söz konusu olmadığı, bu nedenle davacının kıdem tazminatı hesabına esas hizmet süresinin iki dönem çalışmasının toplamı üzerinden değerlendirilmesi gerektiği anlaşıldığından, mahkemece ilk dönem çalışmasının 1 yıldan az olduğu gerekçesiyle dışlanması hatalıdır. (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi Esas Numarası: 2015/16529 Karar Numarası: 2017/18098 Karar Tarihi: 13.11.2017)

Somut olayda; davacının davalıya ait işyerinde belirsiz süreli akitlerle 2 dönem çalıştığı, 24.03.2003-10.11.2003 tarihleri arasında geçen çalışmanın 1 yıldan az olması nedeniyle bu dönem için kıdem tazminatına hak kazanamayacığı ancak işverence bu süre sonunda kıdem tazminatı olarak yapılan ödemenin avans niteliğinde olduğu kabul edilerek her iki dönem çalışmasının toplanarak bulunacak hizmet süresine ve davacının ikinci dönem çalışmasının sona erdiği tarihteki ücret seviyesine göre halen yürürlükte bulunan 1475 Sayılı Yasa’nın 14. maddesi uyarınca kıdem ve ihbar tazminatları ile 4857 Sayılı Yasa’nın 54. maddesine göre izin ücret alacağı bulunup bulunmadığı değerlendirilerek sonuca gidilmesi gerekirken iki ayrı çalışma döneminin ayrı ayrı iş akitleri olarak kabulü ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi Esas Numarası: 2011/6107 Karar Numarası: 2013/12213 Karar Tarihi: 17.04.2013)

Belirli süreli iş sözleşmesine dayalı olarak yapılan çalışmalar da kıdem hesabında birleştirilmektedir.

Görüldüğü gibi, İş Kanunu’nun 14. maddesinin 2 fıkrasında, işçinin kıdeminin iş akdinin fasılalarla yeniden kurulmuş olmasına bakılmaksızın aynı işverenin işyerinde veya değişik işyerlerinde çalıştığı toplam süreler göz önüne alınarak hesaplanacağı öngörüldüğünden, işçinin söz konusu işyerlerinde değişik zamanlarda çalışmış olması da durumu değiştirmeyecek, kıdem açısından tüm çalışma süreleri toplanacaktır. Kanun, fasılalı çalışmalar konusunda hiçbir ayrım yapmadığından iş akitlerinin kısa uzun ya da belirli veya belirsiz süreli olması bu açıdan önem taşımayacaktır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Esas Numarası: 2011/9-484 Karar Numarası: 2011/593 Karar Tarihi: 05.10.2011)

Aynı işveren nezdinde fakat değişik işyerlerinde yapılan çalışmalar kıdem hesabında birleştirilmektedir. Farklı işverenler nezdinde yapılan çalışmalar ise hesaplama dışı bırakılmaktadır. Genel kural bu olmakla birlikte işverenler arasında organik bağ bulunması halinde farklı işverenler nezdinde yapılmış çalışmalar da işçinin diğer çalışmaları ile birleştirilebilmektedir.

İşçinin en az bir yıllık çalışması aynı işverene ait işyeri ya da işyerlerinde geçmiş olmalıdır. Kural olarak aynı guruba ya da holdinge bağlı farklı tüzel kişiliği haiz şirketlerde geçen hizmetlerin birleştirilmesi mümkün değildir. Ancak çalışma hayatında işçinin sigorta kayıtlarında yer alan işverenin dışında başka işverenlere hizmet verdiği, yine işçinin bilgisi dışında birbiri ile bağlantısı olan işverenler tarafından sürekli giriş çıkışlarının yapıldığı sıklıkla karşımıza çıkmaktadır. Bu gibi durumlar için Dairemizin önceki içtihatlarında “şirketler arasında organik bağ” dan söz edilerek kıdem tazminatına hak kazanma, hesap tarzı yönlerinden aralarında bağlantı bulunan bu işverenlerin birlikte sorumluluğuna gitmekteydi (… 9.HD. 26.3.1999 gün 1999/18733 E, 1999/6672 K.). Ancak daha sonraki kararlarda organik bağdan söz edilerek sonuca gidilemeyeceği kabul edilmiştir (… 9.HD. 28.11.2005 gün 2005/34442 E, 2005/37457 K.). Dairemizin bu yöndeki kararları son yıllarda istikrar kazanmış ve farklı işverenler nezdinde geçen sürelerin kıdem tazminatı hesabı noktasında birleştirilebilmesi için işyeri devri, hizmet akdi devri, asıl işveren alt işveren ilişkisi ve birlikte istihdam olgularının bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiği çok sayıda kararda vurgulanmıştır (… 9. HD. 22.10.2007 gün 2007/ 5762 E, 2007/ 30979 K.). Ancak, bu yöndeki yaklaşım işçilerin yasal haklarını karşılamada özellikle davaların uzaması göz önünde bulundurulduğunda yetersiz kalmıştır. Bu nedenle Dairemiz önceki içtihatlarına dönmüştür. Bu yolla kıdem tazminatının hesabında organik bağ çerçevesinde sonuca ulaşma hedeflenmiştir.
İşçinin alt işverende geçen hizmet süresinin (işyeri devri ayrık olmak üzere), asıl işverene ait işyerinde geçmiş olarak değerlendirilmesi de mümkün değildir.
Somut olayda, davacının hizmet süresi hesabında hizmet cetvelindeki kayıtların esas alındığı belirtilmiş ise de, söz konusu kayıtlar incelendiğinde davacının 2004 yılı 7. ayından 2005 yılı Şubat ayına kadar olana dönemde farklı işyerinde çalıştığı görülmektedir. Bu işyerinin davalı işyeri ile irtibatı Mahkemece araştırılıp, davalı ile aralarında organik bağ bulunup bulunmadığı tespit edilmemiştir.
Davalının buna yönelik savunması da dikkate alınarak söz konusu işyerinin davalı ile irtibatının ortaya konulması ve aralarında organik bağ bulunduğunun tespiti halinde şimdiki gibi karar verilmesi, aksi halde belirtilen dönem hesaplama dışı bırakılarak davacının 2004 yılı Mayıs ayındaki işten çıkışının ne şekilde gerkçekleştiği araştırılmak suretiyle 2005 yılı Mart ayında başlayan 2. dönem çalışmasıyla birleştirilmesinin mümkün olup olmadığının belirlenmesi gerekirken yukarıda belirtilen ilkelere uymayan eksik inceleme ve araştırma ile sonuca gidilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi Esas Numarası: 2010/39223 Karar Numarası: 2013/2091 Karar Tarihi: 21.01.2013)

Somut uyuşmazlıkta davacının, davalı nezdinde dört dönem fasılalı çalıştığı kabul edilerek dava konusu kıdem ve ihbar tazminatı talepleri hesaplanmış ise de 23.06.2007-02.07.2009 tarihleri arası Bulgaristan’da geçen çalışması yönünden davacının işvereninin; davalı ile ihbar olunan … İnşaat San. ve Tic. A.Ş.’nin meydana getirdikleri adi ortaklık olduğu, bu itibarla davacının farklı işverenler yanında geçen çalışmaları fasılalı çalışma olarak nitelenemeyeceğinden, 23.06.2007-02.07.2009 tarihleri arası dönem yönünden yapılan çalışmanın fasılalı çalışma gibi kabul edilerek davacının diğer çalışmaları ile birleştirilmek suretiyle kıdem ve ihbar tazminatı hesaplanmasının isabetli olmadığının anlaşılmasına göre 23.06.2007-02.07.2009 tarihleri arası çalışma yönünden söz konusu döneme ilişkin hizmet süresi ve o dönemin son ücreti üzerinden hesaplamaya gidilmeli ve dava konusu alacaklar hesaplanmalıdır. (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi Esas Numarası: 2021/1401 Karar Numarası: 2021/7667 Karar Tarihi: 06.04.2021)

Aralıklı çalışmalardan birinin kıdem tazminatına hak kazanmayacak şekilde sona ermiş olması halinde bu dönem hesaplama dışı bırakılarak işçinin diğer çalışmaları ile birleştirilmemektedir.

Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının davalı işyerinde 3 dönem halinde çalıştığı kabul edilerek 1. ve 2. dönem çalışmalarının davacının iş akdini feshinin haksız olduğu, 3. dönem çalışmasının davacının iş akdini feshinin haklı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davacının davalıya ait işyerinde 3 ayrı dönemde çalıştığı, iddia edilen 31.10.1995-31.12.1999 tarihleri arasında geçen ilk dönem çalışmasının askerlik nedeni ile sona erdiğinin anlaşılması halinde, bu sona erme şekline göre 1. dönem çalışması karşılığı kıdem tazminatına hak kazanacağı, davacının 01.09.2001-16.08.2005 tarihleri arasında geçen 2. dönem çalışması kendi isteği ile ve tazminata hak kazanamayacak şekilde sona ermiş olsa dahi 1. dönem çalışması ile 26.11.2008 tarihinde başlayan 3. dönem çalışması arasında 10 yıllık süre geçmediği gözönüne alındığında kıdem tazminatı hesabında 1. ve 3. dönem çalışmaları birleştirilerek sonuca gidilmesi gerektiği düşünülmeksizin ve davacının askerlik yaptığı süreye ilişkin kayıtlar getirtilmeksizin eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı nedenidir. (Yargıtay 7. Hukuk Dairesi Esas No: 2015/3819 Karar No: 2015/5698 Karar Tarihi: 30.03.2015)

Aralıklı çalışma dönemlerinden birinin sonunda bu döneme ilişkin kıdem tazminatı ödenmiş ise bu dönem hesaplama dışı bırakılmakta ve işçinin diğer çalışmaları ile birleştirilmemektedir.

Somut olayda, davacı, davalıya ait işyerinde 23.09.1981-25.08.1986, 14.03.1988-05.01.2012 tarihleri arasında iki dönem halinde çalışmıştır. İlk dönem çalışması askerlik sebebiyle sona ermiştir. Davacı, ilk dönem çalışması sonucunda tüm alacaklarını aldığına dair 25.08.1986 tarihli ibraname vermiştir. İşverene gönderdiği 20.01.2012 tarihli ihtarnamede de askerlik sebebiyle kıdem tazminatını aldığını beyan etmiştir. Bu durumda bu dönemin tasfiye olduğu ve hesaplama dışı bırakılması gerektiği düşünülmeden yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirir. (Yargıtay 22. Hukuk Dairesi Esas No: 2014/6233 Karar No: 2015/17394 Karar Tarihi: 14.05.2015)

Av.Raşit ZENGİN & Stj.Av.Mümine Feyza YILDIZ

Yorum yok

Yorum Yap

İletişime Geç
Avukata Danış
Merhaba,
sorularınızı bize yöneltmek ister misiniz?